My World Is My Canvas

Starbucks İçeceklerinin Okunuşu

Starbucks’ta içeceklerin adı aslında tuhaf bir şekilde farklı farklı dillerden gelen kelimelerden oluşuyor. Ama biz Türkiye’de okuduğumuza göre hepsini İngilizce’ymiş gibi okursak, zaten baristalar anlıyorlar. Onlar da çoğunlukla öyle yapıyor. Ben de Starbucks’ta içecekler nasıl okunuyor, dilim döndüğünce yazayım, bir yaraya parmak basayım istedim. Burayı okuyup daha bir güvenle sipariş verebilirsiniz. (Aslında güvenmeyecek bir şey yok. Türkiye’deki zincir yemek dükkanları arasındaki en sıcak kanlı servis görevlileri Starbucks’ta. Kahve Dünya’sında içeceğin adını şaşırınca işittiğim azarı yazının sonuna ekliyorum). Gelelim okunuşlara (koyu yazanlar okunuşlar):

İçecek boyutları:

  • Short – Şort – Meali: kısa. En küçük boy içecekler bunlar. Özellikle şort demezseniz bir büyük boyu verirler.
  • Tall – Tol – Meali: uzun. Küçük boy içecek isteyince bunu verirler. Daha küçük istiyorsanız şort demeniz lazım.
  • Grande – Gırande – Meali: Büyük, kocaman. Önceki boyutlar İngilizce iken bu İspanyolca. Dev ama en büyük boyut bu değil.
  • Venti – Venti – Meali: Yirmi. Bildiğimiz sayı olan 20. Bu da italyanca. Türkiye’de bildiğim en büyük içecek boyu bu.
  • Trenta – Tırenta – Meali: Otuz. Bu da diğer ülkelerdeki en büyük boy. Lazım olursa diye kalsın burada.

Bardak boyları böyleydi. Gelelim French Press boylarına. Benim en çok içtiğim kahve hazırlama çeşidi bu French Press dedikleri. Kahve taze çekildiği ve demlendiği için en lezzetlisi diyebilirim. Detay için önceki şu yazıma bakabilirsiniz.

  • 3c French Press – Üç Si Fırenç Pıres – Buradaki C harfi, Cup yani fincan demek. Tabii 3 fincan kahve çıkartmak için Espresso fincanı almanız lazım. Türk insanı için bir kupaya tekabül ediyor diyebiliriz.
  • 4c ve 8c French Press: Dört si ve Sekiz si Fırenç Pıres. – Meali, 4 bardaklık ve 8 bardaklık. Bunlar da kabaca, yine biz Türkler için 2 kişilik ve 4 kişilik kahve miktarları. Yoksa 4 fincan ve 8 fincan beklemeyin yani :)

French Press alacaksanız, Fırenç Pıres demenize gerek yok, üç dört veya sekiz ile birlikte “si” deyince anlıyorlar zaten. Yalnız, yanında bir de çekirdek türü belirtmeniz lazım. Baristadan size Orta Sert veya Sert bir kahve önermesini rica edebilirsiniz. Ben çekirdek olarak Sumatra’cıyım yıllardır. Her gittiğimde değişmez repliğim “Dört Si Sumatra“. Sumatra yok derlerse Sulawesi’yi de öneririm. (Sulavesi)

Espresso içeren içecekler için özel boyutlar da var:

  • Uzun çekim espresso – Uzun çekim espıresso – Kahvenin içinden su buharını biraz daha uzun süre geçiriyorlar ki, daha çok ve farklı bir lezzette olsun. Bazı barista kardeşler bunu yapmak yerine Espresso Doppio veriyorlar ki o daha makul görünüyor. O ne mi?
  • Espresso Doppio – Espıresso Dopyo – Duble yani çift espresso. İki kere espresso içmekle aynı. Vaktiniz varsa bunun yerine iki kere espresso alın, daha uzun süre sıcak kalır.
  • Extra shot – Ekstra şat – Bunu tüm espresso içecekler için söyleyebilirsiniz. Kahveyi yaparken ekstra bir ölçü daha espresso koyuyorlar. İyice kafein komasına girmek istiyorsanız, birden fazla ekstra şat isteyebilirsiniz. Bir arkadaşım hem altına hem üstüne ekstra şat diye sipariş verirdi mesela. O şekilde daha iyi karışıyor herhalde espresso.


Elimdeki menüden içecek türlerini okuyorum. Dolayısıyla kapsayıcı bir liste olmayabilir. Peşinen söyleyeyim. Başka içecek türü varsa yorumlara yazın ekleyeyim.

  • Caffé Latte – Kafe Latte – Meali; Sütlü kahve. Bunu sulandırılmış espressoya, yani Americano’ya süt koyarak yapıyorlar. Amerikanlar sert kahve sevmiyor herhalde ki sulandırılmışının adı bu ;) Bizdeki Urfa-Adana kapışması gibi, İtalyan Amerikan kapışması var herhalde.
  • Cappucino – Kapuçino – Bol süt köpüğü içine konmuş espresso kahve.
  • Caramel Macchiato – Karamel Makiyato – Sütün içine espresso ve vanilya şurubu konmuş kahve ve üzerine karamel sosu.
  • Ristretto Bianco – Ristıretto Biyanko – Espresso’dan da sert olan ristretto’ya süt katıp yaptıkları içecek. Daha çok kafeini daha az bardakta bu içecekle alabilirsiniz. Ama madem sert kahve seviyorsunuz, niye süt katıyorsunuz? Sadece ristretto isteyip içmeye çalışın. Gece gözünüze uyku girerse gidip paranızı geri isteyin :)
  • Caffé Mocha – Kafe Moka – Latte ama ek olarak çikolata soslu. Starbucks’ta bir de üstüne krema koyuyorlar ki vücuttaki yağlar daha kalıcı olsun. Siz bana kalırsa onu kremasız kafe moka diye sipariş verin.
  • White Chocolate Mocha – Vayt Çaklıt Moka – Bu da mokanın beyaz çikolata ile yapılanı. Bunu da kremasız istemekte fayda var.
  • Caffé Misto – Kafe Misto – Günün kahvesine, yani filtre kahveye süt ekleyerek yapıyorlar. En ucuz sütlü kahve bunun küçük boyu muhtemelen. (Yani şort kafe misto)
  • Caffé Americano – Kafe Amerikano – Espresso’yu sulandırınca bu oluyor. Paşa kahvesi diyebiliriz. Amerikan paşaları bu kahveyi çok seviyormuş :)
  • Espresso – Espıresso – İtalyan mırra’sı gibi bir şey bu. İnce çekilmiş kahvenin içinden su buharı geçirip yapılan sert içimli kahve. Filtre ve french press kahveler dışında bütün içeceklerin özünde bu var. Genelde günün kahvesinden sert oluyor. Dolayısıyla minik fincanlarda veriliyor.
  • Espresso con Panna –Espıresso kon panna – Bunu denemedim. Kremalı espresso. Krema önermem ama zevkler farklı farklı tabii. Belki şeker atıp tatlı niyetine yenebilir.
  • Espresso macchiato – Espıresso Makiyato – Bu da az miktarda süt köpüğü konmuş espresso. Kon panna‘dan daha hafif olacaktır dolayısıyla.
  • Tea – Tiğ – Bildiğimiz çay. Bildiğimiz çayın üç çeşidi var bu arada. Normal ya da diğer adıyla siyah çay. Baharatlı çay diye de adlandırılan Chai (Okunuşu aşağıda). Son olarak da sebzeseverlere Nane çayı. Bildiğin nane içme hissini tatmak için :) Baharatlı çay ve nane çayı gripken ilaç gibi geliyor.
  • Chai Tea Latte – Çay Tiğ Latte – Çay kelimesini ben de önceleri Türkçe kökenli sanıyordum. Herhalde Çin kökenli imiş. Baharatlı çayı sütle yapıyorlar. İçine de tatlı şurup katıyorlar. Bu da epey güzel oluyor. Çaya süt mü katılır demeden önce bir deneyin derim. Bambaşka bir içecek.
  • Premium Hot Chocolate – Pıremiyum Hat Çaklıt – Sıcak çikolatanın özel olanı imiş. Normal sıcak çikolataya göre ne farkı var, baristanıza sorun, sohbet konusu olsun. Bu da kremalı geliyor. Krema önermediğimi söylemiş miydim?

Aslında soğuk içecekleri de yazıp bir seferde bitirecektim konuyu ama yarısı ingilizce, yarısı ispanyolca diğer yarısı da italyanca içecek adları biraz yordu :) Soğuk içecekler ve bazı menü dışı içecekler de sonraki yazıya kalsın. Birkaç örnekle bitireyim.

  • Dört si sumatra lütfen. Yanında üç bardak ile süt de alayım.
  • Bana venti latte. İki de ekstra şat.
  • Bana bir gırande kapuçino, fincanda veya cam bardakta olsun lütfen
  • Kahve dünyasında azar işitmeme yol açan sipariş: Bana bir amerikano, sütsüz olsun. (Barista dellendi niyeyse, “amerikano sütsüz olur, o dediğiniz latte” diyerekten haşladı)
Comments

Severek okuduğum Serdar Kuzuoğlu’nun E-Tohum’daki konuşması, ilettiğine göre sunumda geçen alıntıladığı eserler de aşağıda. 

Mesai sonrası trafiği beklerken ofiste geçirilecek 1 saatlik zaman için mükemmel içerik kanımca.

Keyifli seyirler.

Comments

Üzerinde yazılar yazmaya gerek yok, sadece insan olduğumuzu hatırlamamız yeterli şu hırslar dünyasında.

Comments

Pavlok: Kullanıcısını Yola Getirebilecek Akıllı Bileklik

Kurtulmak istediğiniz alışkanlıkları tekrarladığınızda elektroşok veren bileklik.

Ivan Pavlov'un gerçekleştirdiği halk arasında Pavlov'un Köpekleri olarak bilinen klasik koşullanma deneyi akıllı bir bilekliğin üretilmesine ilham oldu.

Pavlok isimli akıllı bileklik ise takan kişinin davranışlarını takip ediyor. Maneesh Sethi’nin yaptığı ürün Bluetooth üzerinden telefonunuza bağlanıyor. Kullanıcılar telefon üzerinden kurtulmaya çalıştıkları kötü alışkanlıkları belirliyorlar. Kullanıcı sigarayı bırakmak ya da formda kalmak gibi amaçlarından saptığında elektroşok yiyor. Alarm olarak da kullanabilen Pavlok sabah kullanıcıyı uyandırmak için titreşiyor. Kişi alarmı iki kez ertelerse yine elektrik şokuna mağruz kalıyor. Bileklik, Facebook üzerinden çalışan bir uygulamayla, kullanıcının arkadaşının yeterli egzersiz yapıp yapmadığını kontrol edebiliyor. Eğer kişi yeterli spor yapmadıysa yine elektroşok yeniyor. Ürün aslında iradeli olamayan kişiler için ilginç bir çıkış yolu olabilir. Kitlesel fon kampanyası ile desteklenen ürün yakında piyasaya çıkacak. Fiyatı 250 Dolar olacak.

Formda kalmak için acıyı tercih etmeyenlerdenseniz ve bunu oyun haline getirerek amacınıza ulaşmayı dilerseniz Wokamon adlı uygulamayı telefonunuza yükleyebilirsiniz. 

Kaynak : Bigumigu

Comments

Rock Your Wedding

Bu aralar yaşın da kemale ermesiyle, etrafımda bir çok arkadaşım düğün arifesinde yada nikahı kıydılar bile. İkinci çocuklarını yapanlar da var ama off the leauge diyorum kendileri için. Aslında daha ağır laflarım var ama dursun kenarda, 3.çocuğa saklıyorum.

Wedding DJ 2. isimli bu program ile, düğünlerinde ne çalacağını bilemeyen, aklı bir karış havada ev eşyası koşturmacasında olan arkadaşlara yardımcı olabildiysem ne mutlu bana.

Detaylar için ; http://www.steamclock.com/weddingdj/

Comments

The conflict between Israel and Palestine has recently been escalated, but many supporters of both sides can agree that any innocent civilian lives lost during the conflict are a tragedy. Several Palestinians have found their own way to grieve for the dead and to cope their strong emotions about the conflict – by drawing images that they see in the smoke rising from the sites of Israeli rocket strikes.

The images that they see in these violent clouds of smoke are shaped by their experience in Palestine – they are full of imagery usually associated with rebellion, resistance and grief. We can only hope that the current violent confrontation between Israel and Palestine comes to an end as soon as possible, for the good of innocent civilians on both sides.

Comments

Cat Riding A Bike

Comments

Almanya’nın Brezilya karşısında aldığı galibiyet hakkında konuşuldu, yazıldı. Fifa dünya kupası’nda birçok takım süper kabiliyetli futbolcularını bünyesinde barındırırken, Almanya takım olmayı bildi.

Ama konumuz futbol değil, hayat ve zorlukları. Birçoğumuz her gün karşımıza çıkan problemlerle boğuşuyor. Ama bu savaştan en başarılı çıkanlar sorunlarını büyütenler değil, onları görmezden gelerek her zaman hedefine koşanlar olur. 

Brezilya’yı sahadan sildiğimizde herşey ne kadar da kolay gözüküyor değil mi?

Comments
72 kişinin araba kullanarak oluşturduğu trafik ve bu 72 kişi bisiklet kullansa ya da otobüse binse nasıl bir kazanç olacağı çok güzel görüntülenmiş. Her gün trafikte saatler harcamak yerine herkes bu fotoğrafı görürse belki bir şeyler değişebilir.

72 kişinin araba kullanarak oluşturduğu trafik ve bu 72 kişi bisiklet kullansa ya da otobüse binse nasıl bir kazanç olacağı çok güzel görüntülenmiş. 

Her gün trafikte saatler harcamak yerine herkes bu fotoğrafı görürse belki bir şeyler değişebilir.

Comments
Comments

instagram-business:

How Yogurt Maker Chobani Uses Instagram to Open Minds

When asked why Chobani saw Instagram as a natural fit for the brand’s marketing strategy, the answer is simple. “We want to be where our consumers are,” says Hilary duPont, Content Manager on Chobani’s Brand Communications team.

“We’re on the platform every day so we know what’s trending. If our consumers are posting about smoothies, we are, too. We want to be doing what they’re doing.”

Before joining Instagram in 2011, Chobani had been tracking mentions of their product—now the top-selling Greek yogurt in the U.S.—across different platforms.

The social team uncovered a trove of photos by the Instagram community of artfully-arranged breakfasts and clever smoothie concoctions. By using the hashtags #creationaday and #chobani, people sought to both inspire other yogurt-lovers and engage with the brand in direct conversation.

Chobani’s social team fed off of the community’s creativity to help build their following and inspire new uses for their product.

The result is a feed that uses the power of simple imagery to push beyond the common perception of yogurt as a breakfast staple and showcase it as a core ingredient—and healthy substitute—in donuts, cheesecake bars, even pasta and "FroCho".

It’s by design and through the power and creativity of Instagram that @chobani makes the possibilities feel endless.

“We use Instagram for inspirational and aspirational content that’s still relatable,” duPont emphasizes. “We’re a leading and innovative brand and we want that to show through our content.”

Comments

Exploring a new city is a unique experience that will Widen Your World.
So let Turkish Airlines take you there. We promise that you will find so many delights 
and feel enriched with your discoveries. 

If you are intrigued by our couples visit to Istanbul join us at #istanbulexperience and learn&share more tips about the city.

Comments

Such a great video recorded by a drone in the air. Wonderful music, great fireworks show.

P.S: Watch in 720p

Comments

Sübliminal mesajların beyin ve zihin üzerindeki etkileri: Reklamcılıkta 25. kare

 “Sübliminal (bilinçaltı) mesaj” denen olgunun yaygın olarak konuşulmaya başlanması muhtemelen 1999-2000 yıllarına denk gelir: Fight Club’ın gösterime girdiği zamana. Epeyce konuşulan bu kitaptan uyarlama film, konusu kadar konusuna uygun, rahatsız edicilikte seçilmiş görsellerin sahne aralarına serpiştirilmiş oluşuyla da dikkat çekmişti. Aslında “dikkat çekmek” ironik olacak; zira bu görseller normalde 655 satır ve çerçeve denen 24 küçücük kareden oluşan bir anlık görüntüye bir 25. kare eklenmesinden ibaretti: Seyirci bir anlık görüntüde yaklaşık 0.003 saniye yer alan bu görseli (bir erkek cinsel organı ya da elinde sigarayla bir adam) gördüğünü bilinçli olarak fark etmiyor, fakat verilmek istenen mesaj ya da uyandırılmak istenen duygu bilinçaltına yerleşiveriyordu.

Sübliminal mesaj elbette sadece filmlerde değil, insanları etkilemenin ana amaç olduğu alanlarda da karşımıza çıkıyor; örneğin reklamlarda. Önyargı ya da başka sebeplerle doğabilecek bir “satın almama” tepkisinin böylece önüne geçilebileceği teorisi ortaya atıldığından beri, yani onlarca yıldır bu tekniğin kullanıldığı biliniyor. Peki bu bilinçaltı mesajları gerçekten hedefine ulaşıyor mu? Bu konuda yapılmış araştırmalara siz Uplifers okuyucuları için göz attık.

25.kare

Bilinçaltı mesaja bilinçli tepki

Deneysel psikoloji konusunda uzman olan Dr. Ian Zimmerman’ın “bilinçsiz etki” olarak adlandırdığı sübliminal mesaj konusunda var olan araştırmaların çelişkili sonuçları var. Dr. Zimmerman’ın “Subliminal Ads, Unconscious Influence, and Consumption” adlı incelemesinde gördüğümüz üzere, aslında konu komplo teorisyenlerinin ortaya attığından ya da özgür iradesinin gasp edildiğini iddia edenlerin düşündüklerinden biraz daha karmaşık.

1957 yılında James Vicary ve Frances Thayer adlı iki kişi, bir filmin içine yerleştirilen “patlamış mısır yiyin” ya da “kola için” gibi mesajların, bu ürünlerin satışını sırayla %58 ve %18 oranlarında arttırdığını gösteren bir çalışma ortaya koydu. Ertesi yıl yayınlanan Vance Oakley Packard tarafından yayınlanan “The Hidden Persuaders” (“Çaktırmadan İkna”, Mediacat Kitapları, Aralık 2006) da bu çalışmayı destekleyerek, reklamcıların tüketici bilinçaltına ve gizli arzularına hitap ettiğini, onları bir nevi “kontrol ettiğini” iddia etti. Bu argümanlar insanlarda ihtiyaç duymadıkları şeyleri almaya zorlandıklarına, hatta bu yöntemi kullanan politikacılar yüzünden aslında istemedikleri bir partiye oy vermeye ikna edildiklerine dair büyük bir şüphe ve tepki uyandırdı. Üstelik, etkilendiklerini fark etmedikleri için bunun önüne geçebileceklerine de ihtimal vermiyorlardı.

Uydurulmuş sonuçların yarattığı plesebo etkisi

Oysa ki, Vicary ve Thayer’ın yayınladığı çalışma, Vicary’nin reklam şirketinin propagandasını yapmak için kullandığı bir uydurmadan ibaretti! Bu sonuçların uydurulmuş olması, sonraki dönemde yeni ve doğru şekilde yürütülen çalışmaların önünü açtı ve üstelik, taban tabana zıt sonuçlar meydana çıktı: Sübliminal mesajların insanlar üstünde etki bıraktığına dair çok az kanıt vardı.

Yine de insanları şüphelerinden arındırmak mümkün olmamış ki, yapılan anketler, insanların dörtte üçünün sübliminal reklam terimini duyduğu, yine bu insanların yarısının bu reklamlardan etkilendiğini düşündüğünü ortaya koyuyor. Yani insanlar aslında sübliminal mesajdan çok, sübliminal mesajın varlığı ihtimalinden etkileniyorlar. İlaç aldığını düşünen ama kendilerine boş ya da etkisiz hap verilen hastaların, hiç ilaç almayanlara göre daha hızlı iyileşmesi gibi; buna bir nevi “plasebo etkisi” diyebiliriz.

Reklamların satır aralarını okumak

Elbette yazının başında anlattıklarımızı tamamen çöpe atmak söz konusu değil ama belirli noktaları ayırmakta fayda var. İnsanlar sübliminal mesajlardan etkileniyorlar evet, ama bu onları hiç ihtiyaç duymadıkları bir şeyi almaya zorlamıyor. Bir diğer deyişle, kimse sübliminal mesajlarla bir kamyon lastiği almıyor ya da karşıtı olduğu bir partiye oy vermiyor. Bu nedenle, bu reklamların “satır aralarını okuyacak” hedef kitlesi çok önemli.

ReklamcılıkÖrneğin, susamış bir insan grubuna susuzlukla ilgili birtakım mesajlar fark ettirilmeden verildiğinde bu insanlar daha çok su içiyorlar, fakat susamışlıklarının arttığını düşünmüyorlar. Bir diğer araştırma da, Almanca müzik çalınan bir içki dükkanında daha çok Alman şarabı, İtalyanca müzik çalınanda ise daha çok İtalyan şarabı satıldığını; müşterilerin müziği duymalarına rağmen (yani bu kez etken olan müziği fark etmelerine rağmen), bunun kararlarına olan etkisini ayırt edemediklerini gösteriyor. Buna benzer şekilde, dondurma yiyen birini gören insanların çoğunun, bu gördükleri kişinin yediği kadar dondurma yediklerini ortaya koyan bir çalışma mevcut.

Özellikle bu son çalışma bize şunu düşündürüyor: Özellikle sosyal medyada artan paylaşımlarımızın bizleri aynı yerleri görmeye, tatillerimizi aynı şekilde geçirmeye; kısacası, popülerin daha popüler olmasına sebep olduğu bir gerçek olabilir mi?

Bu da başka bir araştırmanın ve başka bir yazının konusu olsun.

Comments

Buenos Aires’teki Modern Sanatlar Müzesi’nde bir odada yapılan ilginç deneyde, her yönden birbirinin aynısı olan tek yumurta ikizleri yan yana oturtuluyor. Tek bir farkla: İkizlerden birinden sakız çiğnemesi, diğerinden ise hiç bir şey yapmadan oturması isteniyor. Müzeyi ziyarete gelenlerden ikizlerin karşısına oturarak bir süreliğine gözlem yapmaları, ve bu gözlemlere dayalı olarak kendilerine sorulan bazı soruları cevaplamaları isteniyor. İkizlerin kişilik özellikleri hakkında sorulan sorulara önlerindeki buton yardımıyla cevap veren ziyaretçilerden toplanan sonuçlar şaşırtıcı:

Alınan cevaplara göre ziyaretçilerin %70′i, sakız çiğneyen taraf  hakkında daha pozitif bir görüşe sahip. Genelde sakız çiğnemenin insanlar üzerinde negatif bir etki bıraktığına yönelik var olan görüşün aksine, bu deneyde katılımcıların bir çoğu sakız çiğneyen kişinin daha sosyal, daha çekici, daha arkadaş canlısı ve daha aktif bireyler olduğunu belirtiyor.

Kaynak:Uplifers

Comments
free web page counters Yandex.Metrica